Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi önde gelen basın kuruluşları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) öncülüğünde 25’ten fazla basın ve insan hakları derneği ile birlikte Türkiye’deki “dezenformasyon yasası”nın basın özgürlüğüne olan olumsuz etkileri hakkında ortak bir açıklama yaptı. Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen Medya Özgürlüğü Acil Müdahale (MFRR) programı çerçevesinde gerçekleştirilen bu açıklamada, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) Ekim 2022’de eklenen 217/A maddesinin gazetecilik faaliyetlerini cezalandırmak amacıyla bir “silah” olarak kullanıldığı ifade edildi.
Açıklamada paylaşılan verilere göre, yasa yürürlüğe girdikten sonra en az 83 gazeteci, dezenformasyon suçlamasıyla toplamda 114 kez mahkeme karşısına çıkarıldı. Yasanın belirsiz ifadeler taşıdığı ve denetimsiz bir yargılama süreci yarattığı belirtildi. “Yasanın dili, neyin ‘gerçeğe aykırı bilgi’ oluşturduğunu açık bir şekilde tanımlamakta yetersizdir. Hükümet dışındaki her türlü bilginin yanlış kabul edilme riski bulunmaktadır” denildi.
Açıklamada, son dönemde dezenformasyon yasası nedeniyle yargılanan veya tutuklanan gazetecilerin durumları da ele alındı. Öne çıkan örnekler arasında şunlar yer aldı: Alican Uludağ (DW Türkçe) 19 Şubat’ta gözaltına alındı ve hala tutuklu. İsmail Arı (BirGün), 22 Mart’ta kamu vakıflarıyla ilgili haberi nedeniyle tutuklandı ve Sincan Cezaevi’nde tutuluyor. Murat Ağırel ve Barış Pehlivan, ticaretle ilgili yorumları sebebiyle birer yıl üçer ay, Zafer Arapkirli ise sosyal medya paylaşımı nedeniyle iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Mehmet Yetim (Kulis TV) ise 18 Nisan’da sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklandı.
Açıklamada, dezenformasyon yasasının demokrasi ile bağdaşmadığı vurgulandı ve TCK 217/A maddesi gerekçe gösterilerek tutuklanan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması, gazetecilerin haberleri, yazıları ve sosyal medya yorumları nedeniyle açılan tüm davaların düşürülmesi talep edildi. ‘Dezenformasyon yasası’ olarak adlandırılan 217/A maddesinin, ifade özgürlüğüne yönelik baskıcı etkileri nedeniyle tamamen kaldırılması gerektiği ifade edilirken, Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere ve insan hakları yükümlülüklerine tam uyum sağlayacak şekilde mevcut ifade özgürlüğü düzenlemelerinin gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi.